NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Baskı Önizleme
AHMET BARLAK MUHASEBE FORUMU
NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Baskı Önizleme

+- AHMET BARLAK MUHASEBE FORUMU (http://ahmetbarlak.com/forumm)
+-- Forum: SGK VERGİ MEVZUATI (http://ahmetbarlak.com/forumm/forumdisplay.php?fid=1)
+--- Forum: Genel Vergi ve SGK Mevzuatı (http://ahmetbarlak.com/forumm/forumdisplay.php?fid=2)
+--- Konu Başlığı: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... (/showthread.php?tid=827)



NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 19.10.2015

05 Ekim 2015 Pazartesi 00:00

Naylon Fatura Nedir?

Ticari hayatın akışı içinde devlete vergi (KDV, Kurumlar Vergisi, Gelir Vergisi vs.) ÖDEMEMEK için düzenlenen, görünüşte fatura olan ancak, denetlendiğinde sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu tespit edilen evraktır.

Sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir. Bu itibarla; bir mal veya hizmet ifası söz konusu olmaksızın düzenlenen belgeler sahte belge olarak kabul edilir.

 

Bir Faturanın Sahte Olduğu Nasıl Anlaşılır ?

Ne yazık ki anlaşılamaz... Bu cevabı sahte faturayı bilmeden kayıtlarına almış olanları düşünerek veriyorum. Yoksa bilerek kullananlar, kayıtlarına aldıkları belgenin sahte olduğunu zaten bilmektedirler.

 

Peki Cezası Nedir ?

Vergi Usul Kanunu'muzun, KAÇAKÇILIK SUÇLARI ve CEZALARI bölümünün, 359’uncu maddesinin (a) bendinin 2’nci fıkrasına göre, “.......... muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, On Sekiz Aydan Üç Yıla kadar HAPİS cezasına hükmolunur” der.

Aynı maddenin (359) (b) bendine göre,.......... belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar HAPİS cezası ile cezalandırılırlar.

 

Bu belgeleri, Maliye Bakanlığı ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar iki yıldan beş yıla kadar HAPİS cezası ile cezalandırılırlar.

Yani, sahte belgeyi, bilerek düzenleyene (faturayı kesene) üç yıldan beş yıla kadar, bu faturanın sahte olduğunu bilmeden alan, kullananlara on sekiz aydan üç yıla kadar, bu sahte belgeyi basan, anlaşması olmayan matbaacıya da iki yıldan beş yıla kadar HAPİS cezası uygulanır.

Tabi ki, cumhuriyet savcılığına da kaçakçılık suçu işlediği gerekçesi ile suç duyurusunda bulunulur.

 

Hepsi Bu Kadar mı ?

Hayır!... Daha var...

Bir de Vergi Usul Kanunu'nun 344’üncü maddesine göre, Vergi Ziyaı Cezası uygulanmaktadır. O da, vergi ziyaına 359’uncu maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiillere iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır.

Mesela, 100 bin TL. Vergi kaçırmaya sebep olana 300 bin TL. ceza tatbik edilir.

 

Bu Açıklamalardan Sonra Öneriyi İnceleyebiliriz...

Bir faturanın KDV'sinin indirim konusu olabilmesi ve KDV Kanunu'nun 29 ncu maddesi hükmünden yararlanabilmesi için ön şart, fatura ve benzeri vesikaların FAALİYETLERİNE UYGUN OLMASI ve GERÇEĞİ yansıtıyor olmasıdır.

Dolayısıyla “Sahte Belge” olarak nitelenen ve tespit edilen belgelerde yer alan KDV indirimlerinin kabul edilmesi mümkün değildir. Bu gibi durumlarda yapılacak vergi incelemeleri sonucunda indirilen KDV'lerin REDDİ gerekir ve maliye cezalı bir şekilde bunu geri alır.

 

Alır da Nasıl Alır ?

Bu vergi kaybını alabilmesi için 5 yıl içinde vergi müfettişlerinin incelemesi sonucunda Vergi Tekniği ve Vergi Suçu Raporu düzenlenerek olur. Bu da Vergi Müfettişlerinin çok büyük iş yüklerinin olması başta olmak üzere, yetişmiş elemanlarının özel sektöre transferleri nedeniyle ve de yerlerine alınan yeni elemanların yetiştirilmesinin zaman alması nedeni ile mümkün olamamaktadır.

Zaman aşımının dolmaması için son dakikada mükellefi Takdir Komisyonuna sevk edilmektedir.

Dolayısıyla, sahte belge düzenlediği veya kullandığı tespit edilen mükellefler için vergi müfettişlerinin bir an önce incelemeyi tamamlayıp raporlarını yazıp, okuma komisyonundan geçirmesi, ilgili vergi dairesinin de mükellefe vergi tarhını, cezasını tebliğ etmesi gerekmektedir.

Sahte belgedeki KDV'nin tahsili için uğraşan ve bir yandan zaman aşımı dolmak üzere iken takdir komisyonuna verilen mükellef doğruca YARGIYA giderek, çoğu kez de davayı kazanarak sonuca ulaşmaktadır.

 

Neden ?

Çünkü, takdir komisyonlarının KDV indirimlerinin reddi yetkisi yoktur...

 

Konuyla ilgili yargı kararlarından bazıları, Danıştay 9. Dairesi’nin 2013 / 10358 sayılı Kararı, “mükelleflerin matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edilmesi ve kendisine matrah, servet ve kıymet takdiri görevi verilmiş olan ve katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonlarına takdir edilen matrah üzerinden cezalı tarhiyat yapılması mümkün değildir”.

Danıştay 9. Dairesinin 2014 / 7428 sayılı kararı ile, “sahte fatura kullanma konusu ile katma değer vergisi açısından takdire sevk edilen 2006 vergilendirme dönemi için takdir komisyonunun katma değer vergisi indirimini reddetme yetkisi bulunmadığı” karar altına alınmıştır.

 

SONUÇ ve ÖNERİ...

Sahte belgede yer alan KDV tutarlarının indirimi bir VERGİ HATASI'dır diyebiliriz (Vergi Usul Kanunu Madde:117-  1.Matrah Hataları).

Çünkü, ortada fazlaca indirim konusu yapılmış bir KDV tutarı söz konusudur.

Kısaca, sahte belge düzenleyicisi olan mükellefler adına düzenlenen vergi tekniği ve vergi suçu raporları vergi dairesine intikal ettiği anda, daha önce KDV'leri indirim konusu yapmış bu mükelleflerin beyanlarını, Vergi Usul Kanunu'nun 121’inci maddesine göre Vergi Dairesi Müdürlerine verilen Res'en düzeltme yetkisiyle mükellefin haksız indirdiği KDV'ler MATRAH HATASI olduğundan hareketle reddedilmelidir.

Daha sonra, Vergi Müfettişi ise, vergi aslının zaten matrah hatasından hareketle düzeltildiğinin bilincinde olarak belgenin kasten mi yoksa bilmeyerek mi kullanıldığı yönünde tespite gitmelidir.

Günümüzde sayıca çok fazla olan sahte belge, naylon fatura ile mücadeleye farklı bir bakış açısı sunmaya çalışmakla birlikte, iş yükünün azalacağı, maliyenin çoğu zaman kaybettiği bu konuları içeren mahkemelerdeki zaman kaybını önleyeceği, en önemlisi verginin bir an önce hazineye gireceği ve mükelleften tahsil edileceğinin önünün açılmasına sebebiyet vereceği açıktır.

 

Şakir Süloğlu

Bağımsız Denetçi / Mali Müşavir

KOCAELİ BAĞIMSIZ DENETÇİLER DERNEĞİ BAŞKANI

 

 


RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 21.10.2015

 T.C.
YARGITAY

19. Ceza Dairesi

 

Esas: 2015/3038      

Karar: 2015/1503

Tarih: 13.05.2015

 

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

 Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

 Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.

 Ancak;

 ...Defterdarlık Gelir Müdürlüğü'nün 26.03.2008 tarihli mütalaası ile ekindeki vergi suçu ve tekniği raporlarında sanığın 2007 ve 2008 takvim yıllarında 534 adet sahte müstahsil makbuzu düzenleyip komisyon karşılığında sattığının belirtildiği, 15.07.2008 tarihli iddianamede aynı hususlardan bahsedilip sanık hakkında sahte belge düzenlemek suçundan kamu davası açıldığı ve yargılama sonucunda 2007 ve 2008 takvim yıllarında sahte müstahsil makbuzu düzenlendiğinin kabul edilmesi karşısında, sanığın sübutu kabul edilen eyleminin, her takvim yılı için 213 sayılı Kanunun 359/b-1 ve TCK'nın 43/1. maddelerine uyan zincirleme şekilde sahte belge düzenlemek suçunu oluşturduğu gözetilmeden, uygulama yeri bulunmayan muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenlemek suçundan VUK'nın 359/a-2 maddesi gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi,

 Kanuna aykırı ve sanık müdafii ile katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 13.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



[font]VUK MADDE 359- KAÇAKÇILIK SUÇLARI VE CEZALARI :[/font][font](Değişik madde: 22/07/1998 - 4369/14 md.;Değişik madde: 23/01/2008-5728 S.K./276.mad)

       a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;

       1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına kaydedenler,

       2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar,

       Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve belgelerin ibraz edilmemesi, bu fıkra hükmünün uygulanmasında gizleme olarak kabul edilir. Gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge ise, muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgedir.

       b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz mecburiyeti bulunan defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar, üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge, sahte belgedir.

       c) Bu Kanun hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, Bakanlık ile anlaşması olmadığı halde basanlar veya bilerek kullananlar iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

       371 inci maddedeki pişmanlık şartlarına uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.

       Kaçakçılık suçlarını işleyenler hakkında bu maddede yazılı cezaların uygulanması 344 üncü maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca uygulanmasına engel teşkil etmez.[/font]



TÜRK CEZA KANUNU
Kanun No. 5237      
Kabul Tarihi : 26.9.2004      
BİRİNCİ KİTAP
Genel Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Temel İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı

MADDE 43. - (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.

(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.

(3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.


 


RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 23.10.2015

 Yargıtay piyasada naylon fatura diye anılan Sahte Muhteviyatı İtibarıyla Yanıltıcı Belge suçlarında içtihat değiştirdi. Yargıtay kararında faturaralardaki yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığının araştırılması gerektiğine hükmetti. Karar bu suçların kovuşturulmasında bir yenilik. Yargıtay'ın bu kararı cezaların kişiselliği ilkesine uygun düşmektedir.

İşte karar:

YARGITAY

19. CEZA DAİRESİ

Esas Numarası: 2015/2757

Karar Numarası: 2015/2003

Karar Tarihi: 27.05.2015

 

SANIĞIN İŞYERİ VE İKAMETGAH ADRESLERİNDE BULUNAMADIĞI, FAALİYETTE OLDUĞUNA DAİR BİLGİ ELDE EDİLEMEDİĞİ, BA/BS FORMLARININ VERİLMEDİĞİ

 

SAHTE FATURA DÜZENLEMEK VE SAHTE FATURA KULLANMAK SUÇLARI

 

ÖZETİ:  5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması, Gerekçeli karar başlığında katılan kurumun gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/2-b maddesine aykırı davranılması, Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihlerine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Suçlamayı kabul etmeyen sanığın muhasebeciliğini yapan A...'ın vergi denetmenine verdiği beyanında, 2005 yılının 11 ve 12. dönemleri ile 2006 yılının ilk dört ayına ilişkin KDV beyannamelerinin internet üzerinden verilmesine aracılık yaptığını, 2005 yılına ait yevmiye defteri kayıtlarının mevcut olduğunu, alış ve satış faturalarını da tetkik ettiğini ifade ettiği, 16.05.2008 tarih ve VDENR-2008-770/48 sayılı vergi suçu ve ekindeki raporlarda sanık tarafından düzenlenmiş herhangi bir fatura mevcudiyetinin kanıtlanamadığı gibi harici tespit ve varsayımlara dayalı olarak sahte fatura düzenlendiği sonucuna varıldığının anlaşılması karşısında, tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1- Kartal Vergi Dairesinin mükellefi olup reklam,organizasyon,bilgisayar ve kırtasiye faaliyetiyle uğraşan D... San.Tic.Ltd.Şti yetkilisi olan sanığın gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasında bulunmaksızın 2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte faturalar düzenlediğinin iddia olunduğu, sanığın suçlamayı kabul etmeyerek sahte fatura düzenlemediğini savunduğu, davanın dayanağını oluşturan 16.05.2008 gün VDENR-2008-770/48 sayılı vergi suçu ve tekniği raporlarında sanığın işyeri ve ikametgah adreslerinde bulunamadığı, faaliyette olduğuna dair bilgi elde edilemediği, Ba/Bs formlarının verilmediği, sanığın ortağı ve yöneticisi olduğu başka şirketler hakkında olumsuz tespitler bulunduğu, vergi beyannamelerinin farklı yerlerden posta yoluyla verildiği belirtilmiş ise de, 213 sayılı VUK'nın 227/3 ve 230. maddelerinde öngörüldüğü üzere anılan suçun oluşabilmesi için düzenlenen sahte faturaların yasada öngörülen zorunlu bilgileri içermesinin gerektiği ancak sanığın düzenlediği iddia olunan faturaların aslı veya onaylı örnekleri dosya içinde bulunmadığı gibi fatura bilgilerinin de yer almaması karşısında; faturaların asılları ve onaylı suretleri getirtilerek yasada öngörülen zorunlu bilgileri içerip içermediğinin incelenmesi, faturaları kullananlar belirlenip sanıktan alınıp alınmadığı hususunda ifadelerine başvurulması, yine faturalardaki imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığı hususunda imzaincelemesi yaptırılarak sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine karar verilmesi,

Kabule göre de;

2- 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, Kartal Cumhuriyet Başsavcılığının 15.12.2008 tarih ve 2008/15113 Esas sayılı iddianamesi ile, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığının mütalaası, vergi suçu ve tekniği raporlarına uygun olarak sanık hakkında, ''2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek'' suçlarından kamu davası açıldığı, ''sahte fatura kullanmak'' suçundan açılmış bir dava ve yargılama koşulu olan mütalaa bulunmadığı gibi birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olan ''sahte fatura düzenlemek'' ve ''sahte fatura kullanmak'' suçlarının birbirine dönüşmeyeceği de gözetilmeden kararın gerekçe kısmında sahte fatura düzenlemek suçunun sübutu kabul olunmasına karşın kısa ve gerekçeli kararda iddianame dışına çıkılarak sanığın 2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge kullandığından bahisle yazılı şekilde hükümler kurulması,

3- 5237 sayılı Kanunun 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun, sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hükümler kurulması,

4- Gerekçeli karar başlığında katılan kurumun gösterilmemesi suretiyle, CMK’nın 232/2-b maddesine aykırı davranılması,

Kanuna aykırı ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki onama düşüncesinin reddiyle HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 


RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 19.12.2015

iyasada naylon fatura diye anılan V.U.K’da sahte, muhteviyatı itibariye yanıltıcı belge (SMİYB) olarak tanımlanan ve yasalara göre hem hapis cezası ve hem de vergi ziyaı cezası uygulanan bu suça karşı ne gibi önlemler alınabilir?

Banka üzerinden ödeme

Bilindiği gibi V.U.K’nın göre tutarı 8000 TL’yi geçen alımların ödemesinin banka üzerinden yapılması gerekir.

Peki, banka üzerinden ödeme yapmak naylon fatura suçunu ortadan kaldırır mı?

Piyasadaki yanlış algı banka üzerinden yapılacak ödemenin naylon fatura suçunu ortadan kaldırdığı doğrultusundadır. Fatura bedellerini banka üzerinden ödemiş olmak lehe önemli bir delil oluşturur ancak tek başına yeterli değildir.

Vergi suçu raporları

İncelediğimiz, vergi idarelerinin vergi suçu raporlarında şu hususlar dikkati çekmektedir:

1)İş hacmi ile firma kapasitesinin uyumlu olmaması,

a-Çok düşük bir sermaye ile yüksek miktarda cirolar yapılmış olması,

b-Çok küçük bir alanda başka bir depo veya antrepo kullanmaksızın yüksek cirolar yapılmış olması,

c- Hiç sigortalı çalışanı olmadan veya iş hacmine göre yeterli sigortalı çalışanı olmaması,

2) Fatura alınan firmanın çeşitli zamanlarda yapılan yoklamalarda yerinde bulunamaması,

3)Firmanın çeşitli zamanlarda yapılan yoklamalarda yerinde bulunmaması,

4) Alımların hep aynı firmadan yapılması ve seri numaralarının birbirini takip etmesi,

5) Özel esaslara tabi olan firmalardan alım yapılması,

6) Haklarında olumsuz rapor bulunan firmalardan alım yapılması,

7) Ortak veya temsilcilerin başka firmalardan dolayı özel esaslara tabi tutulması, haklarında olumsuz rapor bulunması,

8- Fatura bedellerinin hiç ödenmemiş, uzun süre açık hesap olarak kalmış veya banka üzerinden ödenmemiş olması,

Bu ve benzeri konulara dikkat edilmesi halinde naylon fatura suçlamasına karşı önemli ölçüde firmanızı korumuş olacaksınız.

Naylon fatura suçunun cezası ne kadar?

16.06.2009 tarihinden önce 6 aydan üç yıla kadar hapis cezası,

16.06.2009 tarihinden sonra 18 aydan üç yıla kadar hapis cezası uygulanır.

Naylon fatura suçu mali yıla göre uygulanır, her mali yıl için bir suç oluşur. Buna göre suç 2009 yılından önceye ait ise cezanın alt sınırı 6 aydır. Suç 16.06.2009 yılından sonra işlenmiş ise cezanın alt sınırı 18 ay olacaktır.

Cezanın ertelenmesi veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması

Verilecek ceza iki yıl veya altı olursa mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya cezanın ertelenmesine hükmedebilir. Hükmün açıklanmasını geri bırakılması devletin zararının tazmini ile mümkün olacaktır.

Vergi ziyaı cezası

Naylon fatura suçunun sabit olması halinde V.U.K 344/2 ye göre üç katı vergi ziyaı cezası kesilir.

 Rahmi Ofluoğlu(avukat)

 


RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 20.12.2015

Danıştay kararları ışığında Naylon Fatura Suçu Danıştay 4 ve 9. Daire kararları  9. DAİRE

E. 2008/7281

K. 2012/2865

T. 23.5.2012

Danıştay 2008/7281, 2012/2865, 23.5.2012 tarihli kararında Fatura Kesen Mükellefin Alışlarının Bir Kısmının Veya Tamamının Sahte Olmasından Hareketle Satışlarının da Sahte Olduğu Sonucunun Ticari Yaşamın Gerçekleriyle Örtüşmediği “’ni belirtmekte ve şöyle demektedir.

Sahte fatura kullanan mükellefler arasında; alış ve satışlarını sahte fatura ile belgelendirerek tamamen sahte fatura komisyonculuğu yapan mükelleflerin yanısıra, maliyetlerini yükseltmek ve daha az katma değer vergisi ödemek amacıyla, sadece sahte mal alış faturası kullanan mükellefler de vardır. Bu nedenle bir mükellefin alışlarının bir kısmının veya tamamının sahte olmasından hareketle satışlarının da sahte olduğu sonucuna ulaşılmak suretiyle yapılacak yorum, ticari yaşamın gerçekleriyle örtüşmediği gibi iyiniyetli mükellefleri de zor durumda bırakacaktır. Bir mükellefin vergi ile ilgili sorumluluklarını yerine getirmeyerek yasal olmayan fiillerinden doğan mali sonuçlardan iyiniyetli ve olayla irtibatı olup olmadığı somut olarak ortaya konulmadan bir başka mükellefi sorumlu tutmak hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmayacaktır.”

Görüldüğü gibi Danıştay, fatura veren mükellefin sahte fatura kullanıyor olması fatura alan mükellefin alımlarının da sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunu kanıtlamadığını kabul etmektedir. Fatura veren mükelleflerin alımlarının tamamı sahte olsa da fatura alan ile yapılan işlemin gerçek olması mümkündür.

Ayrıca daire fatura veren mükellefin vergi yükümlülüklerini yerine getirmemesinden fatura alanın sorumlu tutulamayacağını belirtmektedir. Fatura alan mükellef fatura verenin iş yerini kapalı tutup tutmadığını, beyannamelerini düzenli verip vermediğini, vergi borçlarını ödeyip ödemediğini bilemez, bilmek durumunda da değildir.

T.C.

DANIŞTAY

4. DAİRE

E. 1998/1859

K. 1999/1978

T. 13.5.1999

Danıştay 4. Daire, 1998/1859 esas, 1999/1978 karar ve 13.51999 tarihli kararında faturayı veren mükellefin işini terk etmesini, adresinde bulunmamasını sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanmaya kanıt olarak kabul etmemiştir.

Daire kararında

“Faturayı veren şahsın vergi dairesindeki dosyasında yapılan tespitlerde komisyonculuk işini terk etmesi, adreslerinde bulunamamasına karşılık bu şahıstan yapılan alımlara ilişkin ödemelerinin kasadan tediye fişleri karşılığı yapılması faturaların gerçek dışı olduğunu göstermeyeceği gibi sene sonu borç bakiyesi olarak gösterilen tutara ilişkin belge olmaması da, faturaların gerçek dışı olduğunu göstermeye yeterli değildir. “

T.C.

DANIŞTAY

9. DAİRE

E. 2008/6943

K. 2009/2554

T. 10.6.2009

Danıştay 9. Daire 2008/6943 esas, 2009/2554 sayılı karar ve 10.6.2009 tarihli kararında ise demirbaş ve personel durumları ile iş hacminin uyumsuz olmasını, sık sık adres ve ortak değiştirmeyi, bildirilen adreslerde firmalar ve ortaklara ulaşılamayışını aleyhte delil olarak kabul etmiştir.

Dairenin kararının özeti:

ÖZET : Davacıya fatura düzenleyen Şirketlerinin, işyeri, demirbaş ve personel durumlarının iş hacimleri ile örtüşmediği, sık sık adres ve ortak değiştirdikleri, bildirilen adreslerde firmalar ve ortaklarına ulaşılamadığı, vergisel ödevlerin yerine getirilmediği, çok yüksek tutarlı faturalar düzenlediklerinin ve alışlarının sahte olduğunun tespit edildiği, bu itibarla adı geçen firmaların düzenlediği faturaların gerçeği yansıtmadığı ve sahte faturalar olduğu sonucuna ulaşıldığından, bu faturalara ilişkin indirimlerin reddi suretiyle davacı adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinde isabetsizlik yoktur.

Dairenin bu kararı her durumda gerçeği yansıtmaktan uzaktır. Birçok iş kolunda bir masa, bir sandalye ve bir personelle milyonlarca lira iş yapılabilmektedir. Mükellef stok yapmadan düşük karlarla aracılık işi yapıyorsa burada personel, demirbaş ve iş yerinin alanı ile iş hacmi arasında kurulacak oran yanıltıcı olacaktır.
  


RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 28.03.2016

SAHTE FATURA KULLANIMINDA SUÇUN ŞAHSİLİĞİ İLKESİ 


359 FAİL

19. Ceza Dairesi         2015/2982 E.  ,  2015/8334 K.

"İçtihat Metni"

Tebliğname No           : 11 - 2012/198730

MAHKEMESİ : İstanbul 55. Asliye Ceza Mahkemesi

TARİHİ : 26/01/2012

NUMARASI      : 2008/998 (E) ve 2012/29 (K)

SUÇ     : 213 Sayılı Kanuna Aykırılık

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:

I-Katılan kurum olan A.. V.. vekilinin temyiz itirazının incelenmesinde;

Suçtan doğrudan doğruya zarar görmediği ve bu nedenle davaya katılma hakkı bulunmadığı halde mahkemece kanuna aykırı gerekçeyle kamu davasına katılan olarak kabulünün, A.. V..' na bu niteliği ve dolayısıyla Kanun yoluna başvurmak hak ve yetkisini kazandırmadığı anlaşıldığından, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. ve 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddeleri uyarınca tebliğnameye aykırı olarak, TEMYİZ İSTEĞİNİN REDDİNE,

II-Sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.

Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;

1-Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluk 213 sayılı Kanun'un 10 ve 333. maddelerinde düzenlenmiş olup, 359 ile 360. maddelerde öngörülen cezaların, bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı belirtilmiştir.

Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcisi olduğunda suç, eylem ve fikir birliği içinde işlenmemişse sorumluluk, cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak, suçun şekil sorumlusu yerine ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye aittir.

Kanuni temsilci dışındaki personellerin fiilleri işlemeleri halinde cezai sorumluluğun belirlenmesi de önemlidir. Kanuni temsilcilerin suçtan kurtulmak için fiillerin, bilgileri dışında personel tarafından işlendiğini savunmaları mümkündür.

Personelin kanuni temsilcinin emir ve talimatıyla hareket edip iş görmesi asıl olduğundan, işlenen fiillerden kanuni temsilci sorumlu olacaktır. Personelin fiillerin işlenmesinden doğrudan bir çıkarı yoktur. İstisnai de olsa, emir ve talimata karşı gelerek bu fiillerin personel tarafından işlenmesi mümkündür; bu durumda fiili işleyenin cezai sorumluluğunu kabul etmek gerekecektir.

Kanuni temsilcilerin cezai sorumluluktan kurtulması için personelin, tüzel kişinin yazılı kurallarına, kararlarına, emir ve talimatlarına kendiliğinden aykırı davrandığına ilişkin delillerinin ortaya konulması gerekir. Çünkü fiilin meydana getirdiği belgeyi kullanan kendisi, yararlanan yine kendisi ya da tüzel kişidir. Örneğin sahte veya yanıltıcı faturanın düzenlenmesi sırasında, bu niteliğinin anlaşılması ya da anlaşılır olmasına rağmen yine de düzenlenmesi, fiilin işlenmesine izin ve onay verildiğini göstermiş olduğundan kanuni temsilci cezai sorumluluktan kurtulamaz.

Ama her durumda; kanuni temsilcilerin, personelin fiillerini, işlendiği sırada bilmediği yönündeki savunma ve olgusunun geçerliliği; tüzel kişinin iş ve yer yönünden faaliyet alanı, iletişim yoğunluğu ve olanakları, örgütlenme biçim ve yapısı, büyüklük ölçeği, personel sayısı, görev dağılımı, iş hacmi ve kapasitesi, bağımsız hareket etme olasılığı, mali bünyesi, mal varlıkları, kasa ve banka mevcudu, fiilin mahiyeti ve konusu gibi unsurlar dikkate alınarak bir değerlendirme yapılıp bir sonuca varılmalıdır. Bu şekilde isabetli ve adil sonuçlara varılır ve cezaların şahsiliği ilkesine de uygunluk sağlanır.

Değişik amaçlarla, örneğin kişisel çıkar sağlamak, tüzel kişi ve kanuni temsilcisini zorda bırakmak için fiili işleyen personel, fiilinin sonucuna katlanmalıdır. Personelin, temsilcinin istek, irade ve onayı olmadan işlediği fiillerden temsilcinin cezai sorumluluğu kabul edilemez.

Bu itibarla; yukarıda verilen genel bilgiler ışığında maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi ve eylemin, fiilen hangi sanık tarafından işlendiğinin her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller ile belirlenmesi amacıyla; fatura düzenleme konusunda sanıkların kendi aralarında bir görev dağılımı olup olmadığı, düzenlendiği iddia edilen 88 adet sahte faturadan hangilerinin kim tarafından düzenlendiğinin net olarak araştırılması, adlarına fatura düzenlenen kişilerin tanık olarak dinlenerek faturaları kimden, hangi hukuki ve ticari ilişkiye dayanarak aldıkları ve ellerinde buna ilişkin bilgi ve belge olup olmadığının sorulması, sanıklar hakkında özel belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçlarından tefrik kararı verilerek açılan Sarıyer 2. Asliye Ceza Mahkemesi' nin 2008/321 esasında kayıtlı ve halen Yargıtay 15. Ceza Dairesi' nin 2014/11373 esasında bulunan kamu davasının getirtilip incelenerek mümkün olması halinde birleştirilmesi, bunun mümkün olmaması halinde ise dava dosyasının özetinin duruşma tutanağına aktarılarak onaylı örneklerinin dosya içine alınmasından sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle sanıkların hukuki durumlarının takdiri gerekirken eksik kovuşturma sonucu ve yetersiz gerekçe ile sanıklar hakkında mahkumiyet kararı verilmesi,

2-Kabule göre ise;

a-Sahte fatura kullanmak ve sahte fatura düzenlemek suçlarının birbirinden ayrı ve bağımsız suçlar olduğu, 5271 sayılı CMK'nın 225. maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, kamu davasının, vergi suçu raporları ve mütalalara uygun olarak "2004, 2005 ve 2006 takvim yıllarında sahte fatura düzenlemek" suçundan açıldığı gözetilmeden hangi yıldan hüküm kurulduğu anlaşılmayacak şekilde gerekçede hem sahte fatura düzenlemek hem de sahte fatura kullanmak, hükümde ise sahte fatura kullanmak suçlarından bahsedilmek suretiyle çelişkiye düşülmesi,

b-Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E, 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,

c-Suçun niteliğine göre, suçtan doğrudan zarar görmediği halde, kamu davasına katılmasına karar verilen A.. V.. lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,

Bozmayı gerektirmiş ve sanıklar müdafiilerinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Personelin sorumluluğu

 19. Ceza Dairesi         2015/3105 E.  ,  2015/4098 K.
 
  •  


"İçtihat Metni"

Tebliğname No : 11 - 2011/205704
MAHKEMESİ : Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/02/2011
NUMARASI : 2010/94 (E) ve 2011/45 (K)
SUÇ : 213 Sayılı Kanuna Aykırılık 

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluk 213 sayılı Kanunun 10 ve 333. maddelerinde düzenlenmiş ve 333 maddede 359 ve 360. maddelerde öngörülen cezaların, bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı belirtilmiştir.
Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcisi olduğunda suç, eylem ve fikir birliği içinde işlenmemişse sorumluluk, cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak, suçun şekil sorumlusu yerine ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye aittir.
Kanuni temsilci dışındaki personellerin fiilleri işlemeleri halinde cezai sorumluluğun belirlenmesi de önemlidir. Kanuni temsilcilerin suçtan kurtulmak için fiillerin, bilgileri dışında personel tarafından işlendiğini savunmaları mümkündür.
Personelin kanuni temsilcinin emir ve talimatıyla hareket edip iş görmesi asıl olduğundan, işlenen fiillerden kanuni temsilci sorumlu olacaktır. Personelin fiillerin işlenmesinden doğrudan bir çıkarı yoktur. İstisnai de olsa, emir ve talimata karşı gelerek bu fiillerin personel tarafından işlenmesi mümkündür; bu durumda fiili işleyenin cezai sorumluluğunu kabul etmek gerekecektir.
Kanuni temsilcilerin cezai sorumluluktan kurtulması için personelin, tüzel kişinin yazılı kurallarına, kararlarına, emir ve talimatlarına kendiliğinden aykırı davrandığının delillerinin ortaya konulması gerekir. Çünkü fiilin meydana getirdiği belgeyi kullanan kendisi, yararlanan yine kendisi ya da tüzel kişidir. Örneğin sahte veya yanıltıcı faturanın kullanılması sırasında, bu niteliğinin anlaşılması ya da anlaşılır olmasına rağmen vergi dairesinde kullanılması, fiilin işlenmesine izin ve onay verildiğini göstermiş olduğundan kanuni temsilci cezai sorumluluktan kurtulamaz. Ama her durumda; kanuni temsilcilerin, personelin fiillerini işlendiği sırada bilmediği, işlendikten sonra da bilmeyerek kullandığı 
savunma ve olgusunun geçerliliği; tüzel kişinin iş ve yer yönünden faaliyet alanı, iletişim yoğunluğu ve olanakları, örgütlenme biçim ve yapısı, büyüklük ölçeği, personel sayısı, görev dağılımı, iş hacmi ve kapasitesi, bağımsız hareket etme olasılığı, mali bünyesi, mal varlıkları, kasa ve banka mevcudu, fiilin mahiyeti ve konusu gibi unsurlar dikkate alınarak bir değerlendirme yapılıp bir sonuca varılmalıdır. Bu şekilde isabetli ve adil sonuçlara varılır ve cezaların şahsiliği ilkesine de uygunluk sağlanır.
Değişik amaçlarla, örneğin kişisel çıkar sağlamak, tüzel kişi ve kanuni temsilcisini zorda bırakmak için fiili işleyen personel, fiilinin sonucuna katlanmalıdır. Personelin, temsilcinin istek, irade ve onayı olmadan işlediği fiillerden temsilcinin cezai sorumluluğu kabul edilemez.
Somut olayda, B... Petrol ve Mot.Araç.San.Tic.Ltd.Şti'nin yasal temsilcisi olan sanık, olaydan haberi olmadığını, ancak S. G. isimli şahsın araçlarına devamlı mazot satışı yaptıklarını, şirketin değişik alanlarda faaliyeti olduğundan kendisinin genellikle Çanakkale'de bulunduğunu, akaryakıt istasyonunda toplam 8 kişinin çalıştığını ve yeğeni S. B. tarafından gözetildiğini, olayın çalışanların dikkatsizliğinden kaynaklandığını savunması karşısında, suç tarihinde işyerinde çalışanların kim oldukları tespit edilerek S. G.ve S. B. ile birlikte olay hakkında beyanlarının alınması, yukarıda açıklanan olgu ve ölçüler ile dosyadan edinilen kanaate göre suça konu belgelerin sanığın emir, talimat ve onayıyla düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 

 






"İçtihat Metni"

Tebliğname No : 11 - 2011/205704
MAHKEMESİ : Bayramiç Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 23/02/2011
NUMARASI : 2010/94 (E) ve 2011/45 (K)
SUÇ : 213 Sayılı Kanuna Aykırılık 

Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Tüzel kişilerde vergi kanunları yönünden sorumluluk 213 sayılı Kanunun 10 ve 333. maddelerinde düzenlenmiş ve 333 maddede 359 ve 360. maddelerde öngörülen cezaların, bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacağı belirtilmiştir.
Tüzel kişilerin birden fazla kanuni temsilcisi olduğunda suç, eylem ve fikir birliği içinde işlenmemişse sorumluluk, cezanın şahsiliği ilkesine bağlı olarak temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar dikkate alınarak, suçun şekil sorumlusu yerine ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilciye aittir.
Kanuni temsilci dışındaki personellerin fiilleri işlemeleri halinde cezai sorumluluğun belirlenmesi de önemlidir. Kanuni temsilcilerin suçtan kurtulmak için fiillerin, bilgileri dışında personel tarafından işlendiğini savunmaları mümkündür.
Personelin kanuni temsilcinin emir ve talimatıyla hareket edip iş görmesi asıl olduğundan, işlenen fiillerden kanuni temsilci sorumlu olacaktır. Personelin fiillerin işlenmesinden doğrudan bir çıkarı yoktur. İstisnai de olsa, emir ve talimata karşı gelerek bu fiillerin personel tarafından işlenmesi mümkündür; bu durumda fiili işleyenin cezai sorumluluğunu kabul etmek gerekecektir.
Kanuni temsilcilerin cezai sorumluluktan kurtulması için personelin, tüzel kişinin yazılı kurallarına, kararlarına, emir ve talimatlarına kendiliğinden aykırı davrandığının delillerinin ortaya konulması gerekir. Çünkü fiilin meydana getirdiği belgeyi kullanan kendisi, yararlanan yine kendisi ya da tüzel kişidir. Örneğin sahte veya yanıltıcı faturanın kullanılması sırasında, bu niteliğinin anlaşılması ya da anlaşılır olmasına rağmen vergi dairesinde kullanılması, fiilin işlenmesine izin ve onay verildiğini göstermiş olduğundan kanuni temsilci cezai sorumluluktan kurtulamaz. Ama her durumda; kanuni temsilcilerin, personelin fiillerini işlendiği sırada bilmediği, işlendikten sonra da bilmeyerek kullandığı 
savunma ve olgusunun geçerliliği; tüzel kişinin iş ve yer yönünden faaliyet alanı, iletişim yoğunluğu ve olanakları, örgütlenme biçim ve yapısı, büyüklük ölçeği, personel sayısı, görev dağılımı, iş hacmi ve kapasitesi, bağımsız hareket etme olasılığı, mali bünyesi, mal varlıkları, kasa ve banka mevcudu, fiilin mahiyeti ve konusu gibi unsurlar dikkate alınarak bir değerlendirme yapılıp bir sonuca varılmalıdır. Bu şekilde isabetli ve adil sonuçlara varılır ve cezaların şahsiliği ilkesine de uygunluk sağlanır.
Değişik amaçlarla, örneğin kişisel çıkar sağlamak, tüzel kişi ve kanuni temsilcisini zorda bırakmak için fiili işleyen personel, fiilinin sonucuna katlanmalıdır. Personelin, temsilcinin istek, irade ve onayı olmadan işlediği fiillerden temsilcinin cezai sorumluluğu kabul edilemez.
Somut olayda, B... Petrol ve Mot.Araç.San.Tic.Ltd.Şti'nin yasal temsilcisi olan sanık, olaydan haberi olmadığını, ancak S. G. isimli şahsın araçlarına devamlı mazot satışı yaptıklarını, şirketin değişik alanlarda faaliyeti olduğundan kendisinin genellikle Çanakkale'de bulunduğunu, akaryakıt istasyonunda toplam 8 kişinin çalıştığını ve yeğeni S. B. tarafından gözetildiğini, olayın çalışanların dikkatsizliğinden kaynaklandığını savunması karşısında, suç tarihinde işyerinde çalışanların kim oldukları tespit edilerek S. G.ve S. B. ile birlikte olay hakkında beyanlarının alınması, yukarıda açıklanan olgu ve ölçüler ile dosyadan edinilen kanaate göre suça konu belgelerin sanığın emir, talimat ve onayıyla düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 09.09.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. 

 
 


RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 17.06.2016

ÖDEMESİ MÜŞTERİ ÇEKLERİ VE BANKA HAVALESİ İLE YAPILAN FATURALARIN GERÇEK MAL ALIMINA DAYANDIĞINI KABUL ETMEK GEREKİR.

 

Danıştay 4. Dairesi

Özet: İncelenen dosyada, davacının katma değer vergisi indiriminde kullandığı faturaları düzenleyen (Ö) Ltd. Şti. ve (D) Ltd. Şti. hakkında bilinen adreslerinde bulunamadığı, alışlarının büyük bölümünün sahte faturalarla belgelendirildiği, (D) Ltd. Şti.’nin aldığı çeklerin büyük bölümünü tüm alışlarını yapmış olduğu (T) Ltd. Şti.’ye ciro ettiği, dolayısıyla bu şirketin düzenlediği faturaların gerçek bir alım satıma dayanmadığı yolundaki rapora dayanılarak yapılan tarhiyata karşı açılan dava rapordaki tespitler yeterli görülerek reddedilmiştir. Ancak, bu firmalarla ilgili tespitlerin kendi alışlarına dayandırılması ve davacı tarafından ödemelerin büyük bölümünün müşteri çekleriyle veya internet üzerinden banka havalesi yoluyla yapılmış olması hususları da dikkate alındığında, davacının katma değer vergisi indiriminde kullandığı faturaların gerçek mal alışlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla, davacıya fatura düzenleyen firma hakkındaki raporun vergilendirme açısından yeterli bulunarak tarhiyata karşı açılan davayı reddeden Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

 

 

 

Danıştay 4. Dairesi

Tarih : 15.04.2009

Esas No : 2008/8784

Karar No : 2009/1974KDVK Md. 29VUK Md. 359

FATURANIN GERÇEKLİĞİNİN İSPATI

Alış faturalarının büyük bir bölümünün müşteri çekleriyle veya internet üzerinden banka havalesiyle yapılmış olmasının, KDV indiriminde kullanılan faturaların gerçek mal alışlarına ilişkin olduğunu gösterdiği.

İstemin Özeti: Gerçeği yansıtmayan faturalarda yer alan katma değer vergilerini indirim konusu yaptığı ileri sürülen davacı adına 2002/5, 6, 7, 8, 10, 11 ve 12. dönemleri için re’sen katma değer vergisi salınıp, vergi ziyaı cezası kesilmiştir. Vergi Mahkemesi kararıyla; davacı şirketin fatura aldığı (Ö) Ltd. Şti. ile (D) Ltd. Şti. adlı mükellefler hakkında vergi tekniği raporları bulunduğu, (Ö) Ltd. Şti.’nin alışlarının büyük bölümünün sahte olduğu, (D) Ltd. Şti.’nin ise müşterilerden aldığı çeklerin büyük bölümünün tüm alışlarını yapmış olduğu (T) Ltd. Şti.’ye ciro ettiği, bu çeklerin başka şahıslarca tahsil edildiği, dolayısıyla bu şirketlerin düzenlediği faturaların gerçeği yansıtmadığı sonucuna varıldığı, çek ödemelerinin ise şeklen yapılmış olduğu, bu durumda dava konusu tarhiyatta hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Davacı, söz konusu faturaların gerçeği yansıttığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.

Karar: 2002 yılı işlemleri incelenen davacının bir kısım mal alışlarını içeriği itibariyle yanıltıcı mahiyette olan faturalarla belgelendirmek suretiyle, bu faturalarda yer alan katma değer vergilerini haksız yere indirim konusu yaptığı ileri sürülerek vergi ziyaı cezalı olarak salınan katma değer vergisine karşı açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 29. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu Kanunda aksine hüküm olmadıkça faaliyetlerine ilişkin olarak, kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen katma değer vergisini indirebilecekleri hükmüne yer verilmiş, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3/B maddesinde de; vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, aynı Kanun’un 134. maddesinin 1. fıkrasında ise, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamak olduğu kurala bağlanmıştır.

İncelenen dosyada, davacının katma değer vergisi indiriminde kullandığı faturaları düzenleyen (Ö) Ltd. Şti. ve (D) Ltd. Şti. hakkında bilinen adreslerinde bulunamadığı, alışlarının büyük bölümünün sahte faturalarla belgelendirildiği, (D) Ltd. Şti.’nin aldığı çeklerin büyük bölümünü tüm alışlarını yapmış olduğu (T) Ltd. Şti.’ye ciro ettiği, dolayısıyla bu şirketin düzenlediği faturaların gerçek bir alım satıma dayanmadığı yolundaki rapora dayanılarak yapılan tarhiyata karşı açılan dava rapordaki tespitler yeterli görülerek reddedilmiştir. Ancak, bu firmalarla ilgili tespitlerin kendi alışlarına dayandırılması ve davacı tarafından ödemelerin büyük bölümünün müşteri çekleriyle veya internet üzerinden banka havalesi yoluyla yapılmış olması hususları da dikkate alındığında, davacının katma değer vergisi indiriminde kullandığı faturaların gerçek mal alışlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla, davacıya fatura düzenleyen firma hakkındaki raporun vergilendirme açısından yeterli bulunarak tarhiyata karşı açılan davayı reddeden Mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle (…) Vergi Mahkemesinin kararının bozulmasına, oybirliğiyle karar verildi.

 


RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 08.11.2016

7. NAYLON FATURADAN SAKINMAK İÇİN ALINABİLECEK TEDBİRLER :

(Not: Mali Müşavirliğini yaptığımız firmalarımızın bu ilkelere uyma mecburiyetleri vardır.)



Sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı  belgelerden sakınmak ve tüm sakınmalara rağmen, farkına varılamayarak naylon faturaya maruz kalındığında, işlemin gerçekliğini tevsik edebilmek için alınabilecek tedbir ve uygulanabilecek yöntemlerden ilk akla gelenler şunlardır :

 
 
  • Öncelikle, başta satın alma ve mali işler ile görevli personel, firmanın üst düzey yöneticileri ve ortakları olmak üzere, tüm firma ilgilileri, naylon faturaya maruz kalınmasının getireceği vahim sonuçlar ve önleme tedbirleri konusunda yeterince bilgilendirilmeli yani firma olarak naylon fatura ve sonuçları konusunda bilinçli olunmalıdır.
 
  •  
 
  • Bir satın alma yönetmeliği hazırlanmak veya mevcut satın alma yönetmeliği revize etmek suretiyle, mal ve hizmet alımlarında naylon faturadan sakınılma esasları belirtilmeli ve en az bir mal alım, depo veya ambar sorumlusu tayin edilmeli ve bu esaslara uymayan ilgili departman görevlilerinin, risk tezahür ettiğinde sorumlu tutulacağı açıklanmalıdır. Bu yönetmelik yönetim kurulu kararı ile yürürlüğe konulmalıdır. Aynı şekilde, evrakın kayda alınmasıyla görevli personeline de dikkatli olmaları bildirilmeli ve kaçınma tedbirlerinden uygun olanlarını tatbik etmeleri istenmelidir. Satın alma görevlileri yazıyla görevlendirilmelidir. Yönetmelik Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu, Limited Şirketlerde Ortaklar Kurulu Kararı ile uygulamaya konulmalıdır.
 
  •  
 
  • Piyasadaki emsallerine göre, bariz şekilde ucuz olan malların belgesinin naylon olması ihtimali daha fazla olup, aşırı ucuz bu malların belgesi açısından daha hassas davranılmalıdır.
 
  •  
 
  • Mal ve hizmet alımında kalite, ucuzluk ve diğer faktörlerin yanısıra, belgenin sağlıklı olması da vazgeçilmez bir faktör olarak dikkate alınmalıdır. Mal ve Hizmet alımının gerçekliği açısından, alınan fiyat teklifleri, yapılan sözleşmeler, yazışmaların saklanması faydalı olacaktır.
 
  •  
 
  • Mallar mümkün olduğunca imalatçı firmalardan veya bunların bayi ya da distribütörlerinden temin edilebilir. Hizmet alımlarında da aynı anlayışla hareket edilmelidir. Mesela mal taşıtılacaksa, taşımayı yapanda olumlu niteliklerin aranmasına, nakliyecilik faaliyeti ile iştigal eden kimselere taşıma işlemi yaptırılmasına özen gösterilmelidir.
 
  •  
 
  • Mal ve hizmet alımlarında satıcı firmanın genel durumu önemlidir. Satıcı firmanın güçlü, varlıklı, yeri belli, müesseseleşmiş, vergi ödevlerini yerine getirdiği konusunda kuşku uyandırmayan, tedariklerini de ithal yoluyla veya güvenilir firmalardan yapan, kayıt dışı işlemleri bulunmayan, köklü ve bilinen nitelikte olması tercih edilmelidir.
 
  •  
 
  • Malın nakliyesi, işlemin gerçekliğinin ispatı açısından önemli bir unsurdur. Bu nedenle satın alınan mal, alıcı tarafından muteber nakliyecilere taşıttırılmalı ve taşımayı tevsik eden belgeler (taşıma faturası, taşıma irsaliyesi) mal alış faturası ile irtibatlandırılmalıdır. (Mal satıcı tarafından alıcıya getirildiğinde veya alıcının kendi aracı ile alındığında nakliye belgesi oluşmadığı için, mal hareketinin gerçekliğini ispat açısından olumsuzluk meydana gelmektedir.)
 
  •  
 
  • Alınan malın bir tartı işleminden geçirildiği durumlarda tartı fişinin alış faturasının ekinde muhafazası sağlanmalıdır.
 
  •  
 
  • Malın tartı hizmeti veren bir firma tarafından tartıldığı hallerde, tartı fişi ile mal faturasının irtibatlandırılması ve faturanın ekinde bırakılması da önemli bir ispat aracıdır.
 
  •  
 
  • Mal alımına karar verilmeden önce malın faturası sorgulanmalı malı satan ile faturayı kesen firmanın aynı firma olması üzerinde durulmalı, faturanın hemen kesilmesi sağlanmalıdır.
 
  •  
 
  • Fatura konusunda hassas olunduğu satıcıya hissettirilmeli, ödeme işlemi kısmen veya tamamen faturanın alınmasından ve faturanın sağlığı konusunda emin olunmasından sonra yapılmalıdır.
 
  •  
 
  • Satın alma elemanlarının satın alma işlemini bizzat satıcı firmanın işyerine giderek ve işyerini görerek yapması sağlanmalıdır.
 
  •  
 
  • Naylon fatura kullanımının yaygın olduğu mal ve hizmetlerde daha dikkatli olunmalıdır.
 
  •  
 
  • İlk defa mal ve hizmet alınacak olan tanınmamış firmalar açısından çok daha titiz davranılmalıdır.
 
  •  
 
  • İlk defa alım yapılan veya yeterince tanınmayan bir firmadan alım yapılıyorsa firmayı temsil ettiğini söyleyen kişinin Şirket Ortağı veya Yöneticisi olduğunu gösteren Ticaret Sicil Gazetesi, İmza Sirküleri gibi belgeler istenmelidir.
 
  •  
 
  • Faturayı kesenin vergi dairesinde kaydı bulunan, beyanname veren bir mükellef olduğunu anlamak ve kestiği faturadaki KDV’yi beyan ettiğini görmek bakımından, faturanın kesildiği aya ait KDV tahakkuk fişinin örneğini istemek ve ödemenin bir kısmını bu şarta bağlamak, isabetli bir tedbir olabilir.
 
  •  
 
  • Ticaret Borsasında tescil suretiyle alınıp satılmakta olan mallarda alımın, borsada tescil edilerek yapılması tercih edilmelidir.
 
  •  
 
  • Mal alımının gerçekliğini ispatta, alıcı firmanın alınan mal ile ilgili kaydi envanterin (Miktar Dengesinin yani Dönembaşı mal + Dönemiçi alışlar – dönemiçi satış ve sarflar-fireler = Dönemsonu mal miktarı) sağlanmış olması önemlidir.
 
  •  
 
  • Ödemenin  faturayı kesene yapıldığının tevsiki çok önemlidir. Bu tevsikin sağlanması bakımından özellikle büyük ödemelerin (1.000.000.000 TL Bir milyar ve üzeri ödemeler) kasadan nakit verilmek suretiyle yapılmaması, mutlaka banka havalesi veya nama yazılı çekle yapılması banka havale dekontu ve çekte satıcının Adı, Soyadı ve Vergi Kimlik Numarası olmalıdır. Nakit olarak yapılan küçük ödemelerde ise faturayı kesenin vereceği tahsil makbuzunun aranması uygun olacaktır.
 
  •  
 
  • Ödemenin senet karşılığı yapılması durumunda senet bedelinin vadesi geldiğinde, şirketten yukarıdaki tutarlara göre nakit ödenmemesi, banka aracılığıyla yapılması.
 
  •  
 
  • Ödemenin banka kayıtlarında iz bırakacak şekilde ve faturayı keseni muhatap alacak tarzda yani çeki faturayı kesen adına düzenleyip satıcının vergi numarası yazılı çek vermek veya faturayı kesen firma adına açılmış bir banka hesabına havale çıkarmak ve havale makbuzunda firmanın tam ünvanı ile vergi numarasını yazmak suretiyle yapılmasına dikkat edilmelidir.
 
  •  
 
  • Faturanın ekinde mutlaka sevk irsaliyesi olmalıdır.
 
  •  
 
  • Sevk irsaliyelerinde malı teslim eden ve teslim alanların imzalarının alınması sağlanmalıdır.
 
  •  
 
  • Alınan mal eğer depolama etiketine gidilecekse ve alıcı firmanın deposu yok ise mutlaka depo (ardiye) sağlık hava deposu gibi depolama faturası alınmalıdır.
 
  •  
 
  • 7 bini geçen ödeme tutarlarının tümü mutlaka banka kanalıyla veya nama yazılı çek ile yapılacaktır.
 
  • Vergi Dairelerince verilen Vergi Kimlik Numaraları belli bir sisteme göre verilmektedir. Bunlar 10 haneli rakamdan oluşmaktadır.
 
  • Kimlik Numarasının 10 rakamının ilk 3 rakamı alfabetik sıralama içerisinde A’dan Z’ye kadar 001-999 arasında gerçek kişilerde soyadının, tüzel kişilerde ise ünvanın ilk 4 harfine göre verilmektedir. Bu alfanümerik sisteme uygun olmayan faturaların sahte fatura olma ihtimali vardır.
 
  •  
 
  • Bu durumda soyadı veya ünvanı (Z) ile başlayan bir mükellefin bu sistemde Vergi Kimlik Numarası (800) veya daha büyük bir rakamın başlaması gerekir.
 
  •  
 
  • İlk 3 rakamından sonrası sağa doğru okunduğunda 1 milyon veya daha fazla sayısal değere karşılık geliyorsa bu faturanın da sahte olma ihtimali vardır. Çünkü halen 17,5 milyon kişinin Vergi Sicil Numarası aldığı gözönüne alınırsa bunun 1 milyon kişisinin bir alfa koduna yoğunlaşması mümkün değildir.

 
 


RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 08.11.2016

İRSALİYEYE YAZILACAK MİKTARIN GENEL KABUL GÖRMÜŞ BİRİMLERLE YAZILMASI


Burada dikkat edilmesi gereken husus, irsaliyeye yazılacak miktarın herkesçe bilinen ve genel kabul görmüş birimlerle yazılmasıdır. Kasa, koli, sandık gibi kesin olmayan ifadelerin ölçü olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Ankara Vergi Dairesi Başkanlığının vermiş olduğu B.07.1.GİB.4.06.18.02/32230 sayılı muktezada, sevk irsaliyesinde bulunması gereken zorunlu bilgiler arasında yer alan emtia miktarının koli cinsinden yazılmış olmasının malın miktarının tespitine imkan vermeyeceğinden bahisle söz konusu durum için düzenlenen usulsüzlük cezasının uygun bulunduğu belirtilmiştir. Ancak Gelirler Genel Müdürlüğünün 09/11/1989 tarih ve 95276 sayılı yazısında, sebze ve meyve ticareti yapanların müstahsilden bahçede aldığı ancak miktarını tam olarak bilemedikleri ürünlerin taşınması durumunda söz konusu ürünler tartı yerine gelinceye kadar kasa birimi ile şerh verilmesini yeterli bulmuştur. Ürünlerin tartılmasından sonra sevk irsaliyesine kilogram cinsinden miktarın yazılması gerekmektedir. 



RE: NAYLON FATURA KULLANMA İNCELEMELERİNE ÖNERİ... - Ahmet Barlak - 21.11.2017

Naylon Fatura Kullanımı ve Muhasebe Kaydı
1-Giriş:
Ticari hayatta pek çok mükellefin sahte belge ile ilgili olarak istemeden de olsa işlem yapması muhtemeldir. Piyasada emsallerine nazaran söz konusu mal ve hizmetlerin fiyatlarının daha ucuz olması, ihtiyaç sahiplerin ya da ticaretini yapan ticaret erbapların bu mal ve hizmetleri satın alarak istemeyerek de olsa sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (naylon fatura) kullanmış olduğu görülmektedir.
Sahte belgeye konu olan mal ve hizmetlerin piyasa fiyatı emsallerine nazaran daha ucuz olmaktadır. Bu sebeple ticari hayatta rasyonel bir ticaret erbabı ucuz mal ve hizmet almak istediğinden, bu durum sahte belge kullanma olasılığını arttırmaktadır. Ayrıca ülkemizde kayıt dışı ekonominin hala önemli boyutlarda olması bu riski daha da artırmaktadır. Sahte belge kullandığı iddiasıyla karşılaşan mükellefler, çok ciddi mali ve adli yaptırımlarla karşılaşmakta ve hatta bu durum ticari faaliyetlerinin sonlanmasına kadar gidebilmektedir.
Bu çalışmamız ile naylon faturanın bilerek veya bilmeden kullanılması durumunda karşılaşılacak yaptırımlar hakkında bilgi verilmeye çalışılmış, ardından ise yargı mercilerince bu fiile karşı verilen kararlar ele alınarak mükelleflerimize yapılmaması gereken hususlar hakkında tavsiyelerde bulunulmuştur.

2-Sahte Belge Kullanılması:
Günlük hayatta çokça karşılaştığımız naylon fatura olarak adlandırılan sahte belge, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde tanımlanmıştır. Bu madde hükmüne göre sahte belge; “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sahte belge kullanılması durumunda iki ihtimal söz konusudur. Bunlardan ilki, sahte belgenin kasten diğer bir ifade ile bilerek kullanılması, ikincisi ise bilmeden veya istemeden diğer bir ifade ile farkında olmadan kullanılmasıdır.
Sahte belgenin bilerek mi yoksa bilmeyerek mi kullanıldığının ortaya konulması hususunda, Vergi İdaresinin düzenlemesi ve Vergi Yargısının kararları bulunmaktadır.
Vergi İdaresince yapılan düzenleme: Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliğinin “E-Özel Esaslar” bölümünün 3.4. alt bölümünde yapılmıştır. Yapılan düzenleme aşağıdaki gibidir;
Vergi incelemesine yetkili olanlar tarafından düzenlenen ve sahte belge kullanılmasına ilişkin olan raporlarda;
-İncelenen mükellefle söz konusu belgelerin düzenleyicisi mükellef/mükellefler arasında gerçek bir teslim ve/veya hizmetin bulunup bulunmadığına, herhangi bir ödemede bulunulup bulunulmadığına, ödemenin şekli (banka, çek, senet, kasa, PTT, kredi kartı vb.) ve malın nakliyesi ile ilgili tespitlere veya sahte belge ticareti amacıyla mükellefiyet kaydı söz konusuysa düzenleyicinin mükellefiyet kaydının terkin edilip edilmediğine ilişkin hususlara yer verilmesi,
-Mükellefin söz konusu belgelerdeki mal ve/veya hizmetleri gerçekten alıp almadığının ilave çalışmalarla ( kaydi envanter, randıman, karşıt inceleme ve tespit gibi) desteklenmek suretiyle değerlendirilmesi,
-Sahte belge oldukları tespit edilmiş olan belgelerin tutar ve mahiyet bazında tetkik edilerek, bu belgelerde yer alan mal ve/veya hizmetlerin mükellefin söz konusu dönemdeki iş ve işlemlerinin niteliğine, stok durumuna, sermaye ve ödeme kapasitesine uygun olup olmadığının değerlendirilmesi,
-İnceleme dönemine ait beyanları tetkik edilmek suretiyle, mükellefin vergi ödeme gayretlerinin değerlendirilmesi, sürekli olarak devreden KDV beyanı veya iş hacimlerine uygun tutarlarda KDV ödenmemesi veyahut sektör ortalamasının altında karlılık beyanı gibi hususların ortaya konulması, gerekir.”
Bu konuda yargı kararları ile Vergi İdaresinin görüşlerinin birbirine yakın olduğunu söylemek mümkün olmaktadır.
Yargı kararlarında durum ise şöyledir:
Yargı kararları incelendiğinde, bilerek sahte fatura kullanıldığının öne sürülebilmesi için derinlemesine araştırma ve inceleme yapılması gerektiği görülmektedir. Derinlemesine araştırma ve inceleme yapılması, mükellef lehine sonuç doğuracak tüm bilgilerin araştırılarak ortaya konmasını ifade etmektedir. Diğer bir ifadeyle, mükellef lehinde sonuç doğuracak veriler araştırılmadan, bilerek sahte fatura kullandığı ileri sürülemez. Mükellef aleyhine iddia edilen hususları ispat külfeti mükellefe aittir.
Mükellef lehine sonuç doğuracak hükümler:
1) Ödemenin banka aracılığıyla veya çekle yapılıp yapılmadığıdır:
Ödeme banka aracılığıyla veya çekle yapıldıysa bilerek sahte fatura kullanıldığını iddia etmek zordur. Ancak, bu ödemelerin, ödemeyi yapan mükellefe geri verildiğinin tespit edilmesi halinde, bilerek sahte fatura kullanıldığı iddia edilebilecektir. Sonuç olarak ödemelerin nasıl yapıldığının araştırılması ve buna göre karar verilmesi icap etmektedir.
Danıştay 9. Dairesinin 15.04.2009 tarih ve E: 2008/8784, K: 2009/1974 sayılı kararında; “şirketin düzenlediği faturaların gerçek bir alım satıma dayanmadığı yolundaki rapora dayanılarak yapılan tarhiyata karşı açılan davanın, rapordaki tespitler yeterli görülerek (vergi mahkemesi tarafından) reddedildiği, ancak, bu firma ile ilgili tespitlerin alışlarına dayandırılması ve davacı tarafından ödemelerin büyük bölümünün müşteri çekleriyle veya internet üzerinden banka havalesi yoluyla yapılmış olması hususları da dikkate alındığında, davacının katma değer vergisi indiriminde kullandığı faturaların gerçek mal alışlarına ilişkin olduğunun anlaşıldığı, dolayısıyla davacıya fatura düzenleyen firma hakkındaki raporun vergilendirme açısından yeterli bulunarak tarhiyata karşı açılan davayı reddeden mahkeme kararında hukuka uyarlık görülmediği” belirtilmiştir. Danıştay 4. Dairesinin 07.11.1996 tarih ve E: 1995/4422, K: 1995/3947 sayılı kararı da bu yöndedir.
2)Sahte belge düzenlediği iddia edilen mükellefle, bu belgeleri kullanan mükellef arasındaki ticari ilişkidir.
Fatura içeriği emtia ise, bunlara ilişkin sevk ve taşıma irsaliyeleri, emtia taşınırken resmi bir kurumca taşımaya ilişkin tespit olup olmadığı, emtianın ticari faaliyeti uygunluğu gibi hallerin araştırılması gerekmektedir. Bunların varlığı, mükellef lehine donelerdir. Danıştay’a göre, bir firma hakkında sahte belge düzenleme nedeniyle rapor yazılmış olması, bu firmadan yapılan alımların sahte olduğunu göstermesi bakımından yeterli değildir. Nitekim Danıştay 4. Dairesinin 15.04.2009 tarih ve E.2008/6038, K.2009/1973 sayılı kararında; “sadece faturayı düzenleyen şirketler hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına dayalı olarak, faturaların tamamının sahte olduğu görüşüne varılamayacağı” şeklinde hüküm tesis edilmiştir.
3) Sahte belge düzenleyici olduğu iddia edilen mükellef hakkında tanzim olunan raporun akıbeti araştırmaya konu edilmelidir.
Danıştay 4. Dairesinin 26.04.2007 tarih ve E.2006/1742, K.2007/1408 sayılı kararında; “sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı fatura düzenlediği iddiasıyla, hakkında vergi tekniği raporu düzenlenen şirketler hakkında ne gibi işlemler yapıldığı, haklarında, komisyon geliri elde etmekten dolayı tarhiyat yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise sonucunun ne olduğu, bu raporlarla ilgili yargı kararının bulunup bulunmadığı, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı fatura düzenlediği iddia edilen şirketlerin mükellefiyetinin idarece terkin edilip edilmediği, edilmiş ise dava konusu yapılıp yapılmadığı, fatura düzenlenen dönemde, düzenleyen firmanın KDV beyannamesi verip vermediği, KDV tarhiyatı yapılmış ise bu konuda yargı kararının bulunup bulunmadığı, hususlarının araştırılıp ona göre karar verilmesi gerektiği” belirtilmiştir.
Temel hususlar yukarıda açıklandığı gibi olmakla birlikte, bunun yanında söz konusu alımların BA formuyla bildirilmiş olması da mükellef lehine done teşkil etmektedir.
Danıştay kararları tetkik edildiğinde, sahte olduğu iddia edilen faturanın içeriğinin tam olarak araştırılması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu yapılmadan, bilerek sahte fatura kullanma iddiasıyla önerilen vergi tarhiyatları ve kesilen cezalar hukuka uygun bulunmamaktadır. Zira bir kişinin suçlu olduğunun öne sürülebilmesi; bunun, hiçbir ihtilafa meydan vermeyecek, net ve tereddütsüz şekilde ortaya konulmasına bağlıdır.

3- KDV ile ilgili yasal düzenlemeler
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 1. maddesinde ticari ve sınai faaliyet çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetlerin Katma Değer Vergisine tabi olacağı, 29/1. maddesinde ise, vergi indirimi sisteminin esasları düzenlenmiştir. Kanunun vergi indirimi ile ilgili 29’uncu maddesi aşağıdaki gibidir.
“Mükellefler yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan Katma Değer Vergisinden, faaliyetlerine ilişkin olarak aşağıdaki vergileri indirebilirler;
a) Kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda gösterilen Katma Değer Vergisi,
b) İthal olunan mal ve hizmetler dolayısıyla ödenen Katma Değer Vergisi,”
Vergi Usul Kanununun 3. maddesinin (B) bendinde belirtildiği üzere vergilendirmede vergiyi doğuran olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Bu kuralın bir gereği olarak mükelleflerin Katma Değer Vergisi Kanununun yukarıda sözü edilen 29. maddesinde hüküm altına alınan vergi indiriminden yararlanabilmeleri için mal alışları ve diğer giderleri ile ilgili belgelerin gerçek durumu yansıtması gerekmektedir. Bu nedenle gerçek bir muameleye dayanmayan sahte faturalarda yer alan katma değer vergilerinin indirim konusu yapılması mümkün değildir.
Aynı kanunun 34’üncü maddesinde; yurt içinde sağlanan veya ithal olunan mal ve hizmetlere ait Katma Değer Vergisinin, alış faturası ve benzeri vesikalar üzerinde ayrıca gösterilmek ve bu vesikalar kanuni defterlere kaydedilmek şartıyla indirilebileceği belirtilmiştir.
Kısaca özetlemek gerekirse; Katma Değer Vergisinin indirim konusu yapılabilmesi için;
1- Mükellefe, o belgenin dayanağı olan işlem çerçevesinde gerçek bir mal teslimi ve hizmet ifası yapılmış olması,
2- İndirim konusu yapılacak Katma Değer Vergisinin fatura vb. vesikalarda ayrıca gösterilmesi,
3- Söz konusu fatura ve benzeri vesikaların yasal defterlere kaydedilmesi, şarttır.
Fatura ve benzeri vesikalarda yer alan katma değer vergisinin indirim konusu yapılması için, bu üç şartın birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Konuyla ilgili olarak Danıştay 9’uncu Dairesi 27.01.2010 tarih ve 2010/269 sayılı kararında özetle, “…sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (fatura) kullanılması halinde üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekmekte ise de; mal ve hizmeti gerçekten satın alan, yani bu mal ve hizmetin işletmesine girdiği ve kullanıldığı hususu açıkça belli olan ve bu nedenle gelir veya kurumlar vergisi yönünden tenkit edilmeyen kişinin, bunun karşılığında aldığı fatura veya sevk irsaliyesi gibi belgenin, bunu satan kişiye ait olup olmadığını araştırması ve bilmesi olanağının bulunmadığı durumlarda, bu tür sahte veya yanıltıcı belgeyi bilerek ve isteyerek kullanmadığı ihtimali de her zaman mevcut olabilir. Sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı olan, ancak yukarıda anlatıldığı gibi bu faturayı kasıtlı ve kötü niyetli olarak kullanmadığı anlaşılan mükellefler adına kesilecek vergi ziyaı cezasının tek kat uygulanması hak ve adalet ilkelerine daha uygun olacaktır. Nitekim yargı yerlerini bağlayıcı niteliği bulunmamakla birlikte, Maliye Bakanlığınca 18.06.2002 tarih ve 24789 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 306 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği’nde de, sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgenin bilerek kullanılmadığı ve bu kullanımda kasıt bulunmadığının belirlenmesi halinde, vergi denetim elemanlarınca vergi suçu raporu düzenlenmemesi ve vergi ziyaı cezasının bir kat olarak kesilmesi gerektiği açıklanmıştır.” şeklinde nihai kararını vermiştir.
Söz konusu yasal mevzuat çerçevesinde beyannamede ilgili dönemde indirim konusu yapılan KDV’lerin tamamı iptal edilerek indirilecek KDV arasından çıkarılmalıdır.

4- Örnek Uygulamalar ve Yaptırımlar:
A) Sahte belgenin bilerek kullanılması durumunda: çok ağır yaptırımlar uygulanmakta, mükellefler cezalandırılmaktadır. Böyle bir durum söz konusu olduğunda;
-KDV dahil sahte belge tutarının % 10’u oranında özel usulsüzlük cezası kesilmekte,
-Ziyaa uğrayan vergi geri istenmekte,
-Ziyaa uğratılan verginin 3 katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmekte,
-Sahte belge kullanma fiilini işleyen kişi hakkında üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmak üzere dava açılmaktadır.
Bunlara ek olarak bilerek sahte fatura kullanıldığının iddia edilmesi durumunda, tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalar için tarhiyat öncesi (özel usulsüzlük cezası hariç) ve sonrası uzlaşma hakkından yararlanılamamaktadır.

Örnek 1: X şahıs firması tarafından sunulan 118.000-TL’lik akaryakıt hizmetini satın alan Y AŞ. olsun. X şahıs firması hakkında düzenlenen müfettiş raporuna istinaden hakkında sahte belge düzenleyici şerhi konulan firmadan alınan faturalar naylon fatura olarak değerlendirecektir. Y AŞ. bilerek naylon fatura kullanır ise:
Kesilecek cezalar ve uygulanacak yaptırımlar:
- Özel usulsüzlük: 118.000*%10=11.800-TL
- Ziyaa uğrayan vergi: 18.000-TL
- Ziyaa uğratılan verginin 3 katı: 18.000*3=54.000-TL
- Bilerek sahte belge kullandığı için hakkında vergi suçu raporu düzenlenerek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır.
- Tarhiyat öncesi (özel usulsüzlük cezası hariç) ve sonrası uzlaşma talep edilemeyecektir.
B) Sahte belgenin bilmeyerek kullanıldığının iddia edilmesi durumunda ise;
-KDV dahil sahte belge tutarının % 10’u oranında özel usulsüzlük cezası kesilmekte,
-Ziyaa uğrayan vergi geri istenmekte,
-Ziyaa uğratılan verginin bir katı tutarında vergi ziyaı cezası kesilmektedir.
Ancak bu halde, tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalar için tarhiyat öncesi ve sonrası (özel usulsüzlük cezası hariç) uzlaşma hakkından yararlanılmaktadır.
Yukarıda zikredilen her iki durumda da, sahte belge kullanan mükellef “özel esaslara tabi” mükellef olarak kara listeye alınmaktadır.

Örnek 2: X şahıs firması tarafından sunulan 100.000-TL’lik akaryakıt hizmetini satın alan Y AŞ. olsun. X şahıs firması hakkında düzenlenen müfettiş raporuna istinaden hakkında sahte belge düzenleyici şerhi konulan firmadan alınan faturalar naylon fatura olarak değerlendirecektir. Y AŞ. bilmeden naylon fatura kullanır ise:
Kesilecek cezalar ve uygulanacak yaptırımlar:
- Özel usulsüzlük: 118.000*%10=11.800-TL
- Ziyaa uğrayan vergi: 18.000-TL
- Ziyaa uğratılan verginin 1 katı: 18.000-TL
- Bilerek sahte belge kullanmadığı için Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunulmayacaktır.
- Tarhiyat öncesi (özel usulsüzlük cezası hariç) ve sonrası uzlaşma talep edilebilecektir.
Muhasebe kayıtlarını gösteren bir örnek:

ÖRNEK 3: X A.Ş’nin 2016 hesap döneminde 100.000 TL tutarında naylon fatura kullandığı tespit edilmiştir. Mükellef kurum hakkında vergiler tahakkuk etmiş cezalar kesinleşmiştir. (Dava açma hakkının kullanılmadığı varsayılmıştır)
İşletmenin naylon fatura kullanımı için yaptığı kayıt şu şekildedir: (YANLIŞ KAYIT)
-------------------- ../../…. ----------------------
153 Ticari Mallar 100.000
191 İndirilecek Katma Değer Vergisi 18.000
100 Kasa 118.000
-------------------- ../../…. ------------------------
Yapılması Gereken Kayıtlar şu şekildedir: (OLMASI GEREKEN KAYIT)
Bilerek naylon fatura kullanımı:
Geçmiş Yıl Karı=80.000 TL
Ödenecek Vergi Ve Fonlar=(20.000) Kurumlar Vergisi,(18.000)Katma Değer Vergisi
Muhasebe Kaydı:
-------------------- ../../…. ----------------------
131 Ortaklardan Alacaklar 118.000
689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar ***
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
570 Geçmiş Yıllar Karları 80.000
360 Ödenecek Vergi ve Fonlar 38.000
-(20.000) Kurumlar Vergisi
-(18.000) Katma Değer Vergisi
369 Ödenecek Diğer Yükümlülükler ***
-------------------- ../../…. ------------------------
NOT: Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar hesabına vergi ziyaıı ve gecikme faizi hesaplanarak kaydedilecektir.
Bilmeden naylon fatura kullanımı:
Bilmeden naylon fatura kullanımıyla ilgili yapılan tespitlerde gerçekde bir malın alındığı kabul edilmektedir. Bu durumda Vergi Usül Kanunu madde 3 uyarınca malların maliyetinin indirimi kabul edilecektir. Dolayısıyla Kurumlar Vergisi yönünden sakıncalı bir durum söz konusu değildir.
Ödenecek Vergi Ve Fonlar=(18.000)Katma Değer Vergisi
Muhasebe Kaydı:
-------------------- ../../…. ----------------------
131 Ortaklardan Alacaklar 18.000
689 Diğer Olağandışı Gider ve Zararlar ***
(Kanunen Kabul Edilmeyen Gider)
360 Ödenecek Vergi ve Fonlar 18.000
369 Ödenecek Diğer Yükümlülükler ***
-------------------- ../../…. ------------------------
Sahte belgenin bilerek mi yoksa bilmeden mi kullanıldığının tespiti hususundaki değerlendirmeyi vergi incelemesine yetkili olanlar yapmaktadır. Konuya ilişkin 306 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde düzenleme mevcut olup, adı geçen Tebliğin bir bölümü şu şekildedir;
“Gerçekte yapılan bir mal veya hizmet alımı karşılığında mal veya hizmeti sağlayan tarafından kendi belgesi yerine bir başka mükellefin belgesi verilebilmektedir. Bu gibi durumlarda iş veya hizmetin mahiyetine göre belgeyi alan tarafın bu belgenin mal veya hizmetin sağlandığı mükellefe ait olup olmadığını bilemediği durumlar söz konusu olabilmektedir. Bu gibi durumlarda sahte belgeyi kullanmış olan mükellefin, bu belgenin satın aldığı mal veya hizmeti sağlayana ait olmadığını bilip bilmemesi önem taşıyacaktır. Şayet kullanıcının belgenin sahte olduğunu bilmesi gerekiyorsa, bir başka deyimle, kasıt söz konusu ise burada 359 uncu maddede belirtilen anlamda bir sahte belge kullanımı söz konusu olacaktır. Aksi takdirde ise suçun manevi unsuru oluşmadığından durum madde kapsamında değerlendirilemeyecektir.
Bu itibarla, kaçakçılık suçunun oluşması sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgenin bilerek kullanılıp, kullanılmadığının; diğer bir anlatımla, bu kullanımda kastın bulunup bulunmadığının değerlendirilmesine ve belirlenmesine bağlı bulunmaktadır. Yapılan incelemelerde sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek, isteyerek kullanılıp kullanılmadığının vergi incelemesine yetkili olanlarca değerlendirilmesi ve bu belgeleri bilerek kullandığı sonucuna varılan mükellefler için vergi suçu raporları düzenlenmesi, haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurularında bulunulması ile bu belgelerin kullanılması sonucu vergi ziyaına da sebebiyet verilmiş olması halinde 344 üncü maddenin üçüncü fıkrası uyarınca üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekmektedir.
Ancak, sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belgelerin bilerek kullanılıp kullanılmadığının araştırılmasında bu belgeleri bilmeden kullandığı sonucuna varılan mükellefler adına vergi suçu raporları düzenlenmemesi ve haklarında cumhuriyet savcılıklarına suç duyurularında bulunulmaması icap etmektedir. Ayrıca, bu belgeleri kullanmak suretiyle vergi ziyaına sebebiyet verilmiş olması halinde bu mükellefler adına 344 üncü maddenin ikinci fıkrası uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesi gerekmektedir.”

5-Sonuç:
Ticari hayatta pek çok mükellefin sahte belge ile ilgili olarak istemeden de olsa işlem yapmasının muhtemel olduğunu ifade etmiştik. Piyasada emsallerine nazaran söz konusu mal ve hizmet fiyatlarının daha ucuz olması, ticari hayatta rasyonel bir ticaret erbabı ucuz mal ve hizmet almak istediğinden, sahte belge kullanma olasılığı artmakta, ayrıca ülkemizde kayıt dışı ekonominin hala önemli boyutlarda olması bu riski daha da tetiklemektedir.. Sahte belge kullandığı iddiasıyla karşılaşan mükellefler, çok ciddi mali ve adli yaptırımlarla karşılaşmakta ve hatta bu durum ticari faaliyetlerinin sonlanmasına kadar gidebilmektedir. Bu sebeplerden dolayı mükelleflere tavsiyelerimiz kısaca şunlardır: zorunlu olmadıkça tanımadıkları mükelleflerden mal ve hizmet alımı yapmamaları, piyasadaki mal ve hizmetlerin fiyatlarının emsal fiyatlarına nazaran daha ucuz olan mal ve hizmet satın alırken şüpheci ve dikkatli davranmaları, fatura bedellerini mutlaka banka aracılığıyla veya çekle ödemeleri, yaptıkları alıma ilişkin lehlerine kanıt oluşturabilecek bilgi ve belgeleri saklamaları ve alımlarını BA formuyla bildirmeleri yararlarına olacaktır.
Kaynakça: - 213 sayılı Vergi Usul Kanunu
- 306 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu
- Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği
- Danıştay 9. Dairesinin 15.04.2009 tarih ve E: 2008/8784, K: 2009/1974 sayılı kararı
- Danıştay 4. Dairesinin 07.11.1996 tarih ve E: 1995/4422, K: 1995/3947 sayılı kararı
- Danıştay 4. Dairesinin 15.04.2009 tarih ve E.2008/6038, K.2009/1973 sayılı kararı
- Danıştay 9’uncu Dairesi 27.01.2010 tarih ve 2010/269 sayılı kararı
21.11.2017
Kaynak: http://www.MuhasebeTR.com